Kuşatma, İsyan ; Eşikteki Türkiye (Bölüm 2)

10* Sultan Abdülmecid tahta çıkar çıkmaz Osmanlı bürokrasisi karıştı. Mehmet Hüsrev paşa bir yolunu bulup kendini sadrazam tayin ettirince kendisine siyaseten düşmanlık eden kaptanı derya Ahmet Fevzi paşa donanmayı kaçırıp Kavalalı Mehmet ali Paşa’ya teslim etti. Sultan Abdülmecid mağlubiyetten habersizdi ve Mehmet ali Paşa’yı affedip barışmayı düşünüyordu. Detaylara giriyorum zira Osmanlı Devleti’nin ne halde olduğunu göstermek istiyorum. Sultan Mahmud ölmeden önce muhtemelen savaşın kazanılacağını düşünüyordu zira kendi stratejisine göre düşmanları olan İngiliz ve Ruslarla anlaşmıştı, üstelik büyük tavizler vermişti. Geriye sadece mısır ordusunu yenmek kalıyordu. Sultan Mahmud’un göremediği şey güçlü ordusu olmayan devletin politik yaptırım uygulama gücü olmadığıydı. Yani politik hamleler güçlü orduyla desteklenmeli yani gerektiğinde kanla çözülmeliydi.

11* Yeniçeri ordusu, Osmanlı devlet geleneğinin en kilit noktasıydı. Evet, yıllardır isyan ve karmaşanın merkeziydi lakin yerine güçlü bir ordu tesis etmeden yeniçeri ordusunu ortadan kaldırmak intihar demekti. Sultan mahmud intihar ettiğini göremeden ölmüştü. Sultan Abdülmecid ise karmaşanın tam ortasında tahta çıkmış ve çıkar çıkmaz da donanmasını kaybetmişti. zira yeniçeri ordusunun yarattığı “isyan ve karmaşa” sıkıntısının aynısı bürokraside de vardı. Bu durumda tüm paşaları idam ettirme yoluna gidilmemişti. Hepsinin ötesinde, Osmanlı toprakları Basra’dan Belgrad’a, Kars’tan Tunus’a uzanıyordu. Böylesine büyük bir coğrafya güçlü bir ordu olmadan idare edilemezdi. Yeniçeri’nin imhası bu manada çözülmeyi başlattı. Bir Osmanlı valisi, devletin ordusunu iki kez yenmiş ve topraklarını adım adım çiğnemişti. Zira, Kavalalı Mehmet ali paşa modern ve dinamik bir ordu kurmuştu ve bürokrasisi sağlamdı.

12* Sonra ne mi oldu? Mehmet ali Paşa’nın daha fazla büyümesini istemeyen İngiltere, Osmanlı hükümetine bir nota vererek “sorunu biz olmadan çözmeyin” dedi. Osmanlı hükümeti anında kabul etti. daha sonra Londra’da bir araya gelen İngiltere, Avusturya, Rusya ve Prusya Kavalalı’nın ele geçirdiği toprakları geri iade etmesini ve karşılığında mısır valiliğinin kendi Hanedanına bırakılmasını istedi. Böylece Mehmet ali paşa öldüğünde mısır valiliğine oğlu İbrahim paşa geçecekti. bu bir yerde Mısır’ın Osmanlı Devlet’inden koparılmasıydı. Öte yandan ordusuz kalan Osmanlı devleti yaptırım gücü olmayan istikrarsız bir devlet haline gelmişti.

13* İşte, Alan makovsky’nin 15 Temmuz darbesi ‘ni benzettiği “vaka-i hayriyye” böyle bir dönemi barındırıyordu. Makovsky gelişi güzel bir benzetme yapmıyor. Taşı gediğine oturtuyor. Türkiye darbeyi atlattı lakin ordusuz kalacak ve çözülecek demeye getiriyor. Esasında işaret veriyor. Yeniçeri siz kalan sultan Mahmud’u çözen Kavalalı Mehmet Ali’ydi, şimdi tsk’sız kalan Erdoğan’a da bir Kavalalı lazım demeye getiriyor.

14* Türkiye’nin Kavalalı’sı Kürt sorunudur. Mesele, yeni Kavalalı’nın isyan ettirilip ettirilmemesi meselesidir. Türkiye devleti darbeyi atlatmıştır lakin istikrarını yakalayamamıştır. Amaç Türkiye’nin daha da istikrarsızlaştırılmasıdır. Bakınız moody’s… 2007 yılında yaşanan e-muhtıranın ardından Türkiye’nin kredi notunu düşürmeyen bu ve benzeri kuruluşlar şimdilerde Türkiye’nin notunu düşürüyor. Üstelik darbe sonrasında ciddi bir ekonomik kırmızı alarm verilmemişken. Bu durum Attila İlhan’ın deyimiyle “sistemin Türkiye’yi kıskaca alma girişimi” dir.

15* Öncelikli gaye Türkiye’nin Destabilizasyonudur Yani istikrarsızlaşması. Askeri anlamda darbe girişimi, Suriye konusu ve pkk operasyonları Türkiye’yi yoruyor. Paralel yapılanma ise Türkiye’nin bürokrasisini hırpalıyor. Bana kalırsa 17 aralık operasyonu erken başlatıldı. Böyle bir dönemde hükümete duyulan güveni sarsmak için ideal bir araç olurdu. Bir de bunların ötesinde ekonomik istikrarsızlaştırma konusu var. Zaten askeri operasyonların ve darbe girişiminin maliyeti milli gelirin beşte birine tekabül ediyor. Mevcut mülteci sorunu ve sene başında uygulanan Rus ambargosunu da hesaba katarsak, Türkiye ciddi bir ekonomik efor sarf etti. Buna rağmen sağlam bir kırılma yaşamadı.

16* Konu konuyu açıyor ama girmekte fayda var. 2001’de Ahmet Necdet sezer Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlattığında yükselen dolar şimdi neden yükselmiyor? Bunu sormak lazım. Cevabı ayrı bir yazı konusu ama kısaca özetlemek gerekirse, “vur-kaç kapitalizmi” diyebiliriz. Bu yöntem daha önce Malezya ve Türkiye’de denendi. muhtemeldir ki, Brezilya’da denenebilir. Nedir bu yöntem? Kısaca izah edelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir