Kuşatma, İsyan ; Eşikteki Türkiye (Bölüm 5)

34* Son günlerde çeşitli duyumlar var. En popüleri, İngilizlerin Kürt aşiretlerinin borcunu ödediği yönündeki duyum… Şurası muhakkak ki, amaç güneydoğu isyanıdır, bu ekim de olabilir kasım da, aralık da, çok sonra da. Ama mevcut plan budur. Plan iptal de olabilir, başarılı da başarısız da. Bunun için her türlü girişim yapılabilir. Hatta daha fazlası bile… Hala Batı’nın Türkiye konusunda gözünü kararttığına inanmayanlar olabilir.

35* 15 Eylül 2016’da Abd Kongresi’nde Türkiye konulu oturum düzenlendi. Abd kongresi Türkiye’deki tbmm gibidir. Yani yasamayı temsil eder. Oturuma senatörler dışında bazı uzmanlar da katıldı. Alan makovsky de orada. Başka bir isim daha var, fetö’cü olduğu iddia edilen eski emniyet amiri Ahmet Yayla. Özetle Erdoğan’ın iyice tiranlaştığı, darbeyi cadı avı için kullandığı ifade ediliyor. Megolamanyak ve tiran ifadeleri açıkça söyleniyor. Ve cemaat için cesur örgüt deniyor. Cemaat Erdoğan’ın yolsuzluklarını ortaya dökme cesaretini gösterdiği için durumun bu noktaya geldiği ifade ediliyor. Türkiye batı ile bağlarını keserse bu Türk halkı için felaket olur deniyor. Devlet, hükümet, siyaset için değil… Halk için felaket olur… Sonuç olarak Türkiye’nin demokratik olmadığı ifade ediliyor. Sözcü gazetesi haberinden bahsetmiyoruz, içinde abd’li vekillerin bulunduğu bir meclis oturumundan bahsediyoruz.

36* Ve son olarak. Geçen büyük bir toplantı gerçekleşti. Erdoğan New York’ta konakladığı Peninsula Oteli’ne bazı isimleri davet etti. Ne isimler… Ünlü yatırımcı Michael Bloomberg, James Rotschild, Henry Kissinger, ünlü Warburg şirketler ceo’su Chip Kaye, yahudi ulusal güvenlik meselesi enstitüsü başkanı Michael Makovsky ve Avrasya yahudilerini destekleme ulusal koalisyonu yönetim kurulu başkanı Daniel Rubin ve dahası… Yani akp’li basının “siyonist, kan emici, üst akıl, Türkiye’yi bölmek isteyen güç” dediği kesim… Bu lafları çok sık kullanan Yiğit Bulut da oradaymış ama “sizi gidi kan emici vampirler, pis ellerinizi çekin ülkemizden” diye masanın üzerine çıkıp parmak sallamamış. Usul Usul oturmuş. İşin şakası. Uzun bir toplantı oldu ama detaya dair pek bilgi yok. Bilinen şey, Erdoğan yatırımcıları Türkiye’ye davet etmiş. Yani son bir el uzatmış, son bir barış aranmış.

37* Erdoğan’ın ömrünün geri kalanında bu isimlerin hiç biriyle bir daha bir araya gelemeyeceğini düşünüyorum. Soranlar olabilir… Madem Türkiye’yi bölmek istiyorlar, neden Erdoğan’la görüşüyorlar? diye… O masada bulunan adamlardan biri Henry Kissinger… Modern tarih diplomasisinin en büyük isimlerinden. Diplomasi köprüden önceki son çıkıştır.. Epik bir benzetmeyle, savaştan önce hükümdarların birbiriyle görüştüğü o kısa ritüel diyebiliriz. Görüşme öyle basit isimlerden oluşmuyor. Ama görüşmenin gerçekleşmesi, Türkiye’deki hadiselerin kökten çözüleceği gibi abartılı bir mesaj da vermez. etkilerini görmek gerekir.

38* İlk olarak Erdoğan dönüş yolunda açıkladı: “Musul ve Rakka operasyonlarını” Abd ile birlikte yapacağız. Türkiye ve Abd havadan saldıracak. Kara gücü ise hala muğlak. Abd ygp’yi Türkiye ise öso’yu diretmiş. Türkiye Halep’i, Abd Rakka’yı istiyordu. Görünüşe göre Abd’nin isteği gerçekleşmiş. Artık mesele basit bir hal aldı. Görüşmeler yapıldı. Aarlar atıldı.

39* Kanuni Sultan Süleyman 1529’da Avusturya seferine çıkıp Budin’i fethetti. Fakat ilerleyip Viyana’ya düşmanın kalbine yürüdü. Başta Viyana’nın fethi hesapta yoktu. Zira ağır toplar Budin’de bırakıldı. Aylardan eylüldü, yani mevsim kışa evriliyordu. Zaman müsait değildi. Ama Süleyman yürüdü ve Viyana’ya kuşattı. Bir ay geçtikten sonra, Ekim ayında kuşatmayı kaldırıp geri döndü. Avusturya’yı uyarmıştı. Süleyman Viyana’yı fethetmekte inat etseydi, edebilirdi. Kayıplar ağır olurdu ama Viyana düşerdi. Ama inat etmedi. Çekildi. Şimdi bakıp göreceğiz, batı Kavalalı isyanı için inat edecek mi, yoksa vitesi düşürüp çekilecek mi.

40* Kasım ayında Abd seçimleri var. Adettendir. Yeni başkan seçildiğinde tüm kurumlar, özellikle CIA  ve bağlantıları başkanın önüne yığınla rapor sunar. Bu raporların arasında Türkiye ve Ortadoğu nun durumunu, hedefleri ve sonuçları anlatanlar da olacaktır. Ekim’i mühim kılan bu. Seçimden önce rapor hazırlanmış olmalı. Fakat Erdoğan’ın son toplantısı ve etkilerini görmeden konuşmak pek mümkün değil. Özetle, Kavalalı raporu hazır, kullanacaklar mı yoksa Viyana kuşatmasını kaldıracaklar mı, bu onların meselesi. Kuşatma sürecek olursa, toplum… Bölünecek mi, bir arada kalacak mı işte bu da bizim meselemiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir